ANA SAYFA BİZ KİMİZ HİZMETLERİMİZ SPONSORLUKLARIMIZ BASINDA BİZ BİZE ULAŞIN ENGLISH



Bodrum Ajans Yazı Galerisi








Gez Göz Arpacık (Kader - Yeşim Onay)

DATÇA


HAZIRLAYANLAR: YEŞİM & KADER ONAY - HAZİRAN 2009

Yarımadaların en güzelinde tanrıçaların en güzeli için kurulmuş şehir: DATÇA
Datça, kıyıya dek uzanan ormanları, zengin bitki örtüsü, yıl boyunca ılıman iklimi ile bir yeryüzü cenneti. Doğal güzelliklerinin yanı sıra binlerce yıllık tarihsel kalıntılarıyla da muhteşem bir yurt köşesi. Yörenin 1960lar'a kadar dışa açılmayışı hem turizmin ülke çapında geriliğinden hem de belli başlı merkezlere uzak, yolunun dar ve virajlı oluşundan kaynaklanmış. 1970'li yılların başında Datça'nın turistik bölge ilan edilmesi, yöre turizmini harekete geçirmiş.
Sabahın erken saatlerinde yola koyulmazsanız karayoluyla Datça'ya ulaşmanız hayli zaman alacağı için günün geç saatlerine kadar yolda olabilirsiniz. Bu yüzden biz de er-kenden koyulduk yola...
Milas üzerinden Yatağan Yolu'na çıktık, devamında Marmaris ve yol ayrımından meşhur, inişli çıkışlı virajlarıyla, Datça Yolu'na ulaştık. Döne döne, kıvrıla kıvrıla, ine çıka sonunda Datça'ya vardık. Bütün bu çektiğimiz zorluklar, Datça'yı görünce buharlaşıp uçtu sanki.
Datça'ya 70 km'lik genişletilmiş ve düzeltilmiş kara yoluyla Marmaris üzerinden, mavi ile yeşilin kaynaştığı, Ege ve Akdeniz'in en güzel koylarını seyrederek gelinebileceği gibi, Bodrum'dan ya da Yunanistan'ın Rodos ve Simi Adaları'ndan kalkan feribot ve deniz otobüsleriyle de keyifli deniz yolculukları yapılarak ulaşılabilir.
Datça, kıyıya dek uzanan ormanları, zengin bitki örtüsü, yıl boyunca ılıman iklimi ile bir yeryüzü cenneti.
Doğal güzelliklerinin yanı sıra binlerce yıllık tarihsel kalıntılarıyla da muhteşem bir yurt köşesi. Yörenin 1960lar'a kadar dışa açılmayışı hem turizmin ülke çapında geriliğinden hem de belli başlı merkezlere uzak, yolunun dar ve virajlı oluşundan kaynaklanmış. 1970'li yılların başında Datça'nın turistik bölge ilan edilmesi, yöre turizmini harekete geçirmiş.
Datça Yarımadası, tarihi yönden ve doğa yönünden çok büyüleyici. Ülkemizde badem çiçekleri ilk önce Datça Yarımadası'nda açıyor ve yine ülkemizin ilk çağlası şubat ayında Datça'da çıkıyor. Birbirinden güzel koy ve plajlarda, pırıl pırıl tertemiz sularda, yılın büyük bir bölümünde denize girmek mümkün.
Yarımadanın denize girmek için uygun koy ve plajının çoğunluğu, genelde güneyde bulunuyor. Bunların belli başlıcaları; Kuruca, Aktur, Karaincir, Güllük, Gebekum, Burgaz, Kargı, Domuz Bükü ve Palamut Bükü koy ve plajları. Şehir merkezindeki Hastanealtı, Kumluk, Taşlık ve Azganlı Plajları'nda da denize girilebiliyor. Yarımada, yat turizmi açısından hem doğa güzellikleri ve uygun koylarıyla hem de zengin kültürel değerleriyle her zaman tercih sebebi.
Datça'ya gidip Eski Datça'yı görmeden dönmek kesinlikle olmaz. Adının Eski Datça olduğuna bakmayın, son yılların gözde mekanlarının yer aldığı bir yer burası. Datça'dan kalkan dolmuş taksilerle 10 dakikada ulaşabilirsiniz. Eskiliği ilk yerleşim yeri ve yıkılmış eski binaların yoğunlukta olmasından. En fazla iki katlı olan eski Datça Evleri, birer sanat ürünü olan taş işçilikleriyle, begonvillerle süslü dar sokaklara görsel bir zenginlik kazandırmış. Can Yücel'in yapıtlarının sergilendiği ve Yücel Ailesi'nin ziyaretlere açık tuttuğu Canevi'ni de mutlaka görmelisiniz.
Datça M.Ö 7.yüzyılda Dor'lar tarafından Knidos Antik Kenti'nin yakınlarında kurulmuş. Knidos, Strabon'un deyişiyle "Yarımadaların en güzeli üzerinde, tanrıçaların en güzeli" için kurulmuş bir kent. Akdeniz ve Ege'nin buluşma noktasındaki yarımadanın üzerinde kurulu olan Datça, yüzlerce yıldır denizle bütünleşen doğal güzelliğiyle, insanların hayranlığını kazanan bir şehir. Döneminin en önemli liman kentlerinden biri olan Knidos'un tarihi ve kültürel zenginliği üzerine kurulmuş.
Datça, birbirinden güzel koy ve plajları,pırıl pırıl tertemiz denizi,köklü tarihi,bozulmamış doğası, zengin flora ve faunası, oksijeni bol, nem oranı düşük, güneşli havası, ılık iklimiyle Akdeniz ve Ege'nin buluştuğu bir cennet. Tarihte, Datça Yarımadası'nın havasının insanları iyileştirdiğine dair rivayetler olduğu gibi günümüzde de kalp, dolaşım, sinir ve romatizma hastaları tarafından Datça tercih edilmekte.
Özellikle Balıkaşıran Mevki'indeki çam ve günlük ormanlarıyla kaplı koylar ve Knidos Güney Limanı, teknecilerin uğrak yerlerinden biri. Yarımada üzerinde dağ ve doğa yürüyüşü tutkunları için çok sayıda yürüyüş parkuru var. Kuzey ve güneyden esen rüzgarlar, tamamen denizden geçtiği için yazın kavurucu sıcaklığı burada hissedilmiyor. Nem oranı sıfıra yakın olan Datça'nın havası insan sağlığı için çok faydalı. Yarımadadaki mikroklima etkeni özellikle astım hastaları için çok faydalı olduğundan özellikle tercih ediliyor.
Bu iklim sayesinde Datça'da üretilen sebze ve meyvenin tadı daha bir başka sanki. Balı, bademi, üzümü, zeytini, sıkma zeytinyağı, narı, narenciyesi, domatesi, biberi ve bin bir çeşit otu farklı bir tat bırakıyor damağınızda. Datça İnsanı'nın sevecenliğinde, yardımseverliğinde, insancıllığında, hoşgörüsünde bu iklimin mutlaka etkisi var.
Çam sandal ormanları, mersin, adaçayı, kekik ve bunun gibi birbirinden güzel, hoş kokulu makilikler ve kuş sesleri arasında yapılan yürüyüşler insanın ruhunu dinlendiriyor. Datça Koylar'ı, yılın büyük bir bölümünde rüzgar alması dolayısıyla rüzgar sörfüne ve yelkenciliğe çok elverişli. Kampçılar için de deniz kıyısında çok güzel kamp yerleri var.
Güzel bir hafta sonu tatili geçiriyor ve Datça'ya doyamadan dönüş yoluna koyuluyoruz. Bu kadar yakınımızda bulunan bu cenneti herkesin görmesi gerekiyor diye düşünüyoruz. Çünkü Datça öyle bir yer ki; her yaştan ve her zevkten insan buradan kesinlikle keyif alacaktır.
Bir sonraki gezimizde buluşmak üzere seyahat dolu güzel günler dileriz.


<< BODRUM AJANS YAZI GALERİSİ